Projelerimiz

D Vitamini Projesi

Son dönemlerde sağlık profesyonelleri tarafından yapılan gözlemlerde, Kıbrıs Türk toplumunda düşük D vitamini seviyeleriyle sıklıkla karşılaşıldığı belirtilmektedir. Güneş ışığının neredeyse dört mevsim var olduğu ülkemizde düşük D vitamini seviyeleriyle karşılaşmak biraz ironik duyulsa da benzer durumların Sudi Arabistan gibi oldukça güneşli ülkelerde de olduğunu gösteren güçlü çalışmaların olması akıllara bilimsel anlamda farklı sorular getiriyor. Belki yeterince güneşe maruz kalmamak, belki D vitamini içeren besinlerden yeterince tüketmemek, veya fazlasıyla güneş koruyucu kremler kullanmak ya da herşeyi doğru yaptığımız halde genetik bir takım farklılıklar sebebiyle düşük D vitamini seviyeleriyle karşılaşmak mümkün. Sebebi ne olursa olsun bilinen bilimsel gerçek, diyet yoluyla alınan düşük D vitamininin, güneş ışığına yetersiz maruziyetin ve/veya düşük serum D vitamini seviyelerinin başta meme, prostat, kolon, pankreas kanserleri olmak üzere birçok kanser türlerinin riskini artırmış olduğudur. Bu yüzden düşük D vitamini seviyelerinin nedeninin tespiti ve buna yönelik tedavinin uygulanması hastalığa karşı korunmada ve hastalığın tedavisinde elzem bir rol oynamaktadır.

Doğu Akdeniz Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde doktora tez çalışması olarak yürütülmekte olan D Vitamini Projesi’nde meme kanserli bireylerin serum D vitamini seviyeleri, besin yoluyla aldıkları D vitamini miktarları ve D vitamini metabolizmasıyla ilintili olası genetik farklılıklar incelenecektir. Kanser Araştırma Vakfı (KAV) da bu projeye destek olacağını bildirmiş ve Kasım ayında düzenlemiş olduğu Bisiklet Etkinliği’nden gelen geliri projenin yürütülmesi için ayırdığını belirtmiştir.

KKTC’de Kanser Vakalarının İstatistik Çalışması

Kıbrıs’taki kanser sıklığı ile ilgili 1990-2004 yılları arasında bir istatistik çalışması yaptık (Hincal ve ark. 2008). Bu dönem, adanın Güneyine geçişin mümkün olmasına kadar sürdü ve sonrasında kaydedilen kanser vakaları bir şekilde belirsiz hale geldi. Her halükarda bu model çalışmanın Kuzeydeki şu anki durumun göstergesi olduğuna inanıyoruz. Hincal ve ark. (2008)’ın statistik analizleri “Batı dünyasının” 40-50/10,000 olan kanser oranına kıyasla Kuzey Kıbrıs’ta senede ortalama 11-12/10,000 vaka olduğunu ortaya çıkardı. En sık rastlanan kanserler, kadınlarda meme, erkeklerde akciğer kanseri idi. İki kanser çeşidinde (akciğer ve melanoma),‘yaş standardizasyon oranı’ kuzey ve/veya güney Avrupa ülkelerinden daha yüksekti. Ancak verilerin en çok endişe verici yönü “vaka yaşı” (kanserin ilk tespit edildiği yaş) Avrupa’nınher iki bölgesine kıyasla bazı kanser çeşitleri için (meme, deri, akciğer, kolorektal ve beyin) Kuzey Kıbrıs’ta anlamlı bir şekilde daha düşüktü. Bunun potansiyel ciddi problem olduğu kabul edildi ve yerel teşhis servislerindeki eksikliklere bağlı olarak bu azımsanmış bile olabilir.

Toprak Analizleri

KKTC’de gözlenen kanser vakalarında payı olabilecek olası çevre faktörleri hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla toprak ön analizleri yaptık. Bu nedenle 3 olası kanserojen ağır metaller kurşun, kadmiyum ve arsenik) ve bir potansiyel kansere karşı etki gösteren eser mineral selenyum) incelendi. Farklı bölgelerden alından topraklar üzerinde analizler (atomik absorpsiyon spektroskopi yöntemiyle) yapıldı. Kurşun ve selenyum seviyeleri ‘normal’ aralıklarda idi. Bunun aksine arsenik ve kadmiyum seviyeleri uluslararası kabul edilmiş standartlara yakın, bazı bölgelerde ise daha yüksek idi. Arsenik ve bakırın toprakta genellikle birlikt bulunduğu iyi bilinmektedir ve arsenik seviyesinin adanın doğal jeokimyasıyla ilgili olması mümkündür. Kadmiyumun olası kaynakları arasında yer alan ve insanoğlunun maruz kaldığının %50’den fazlası fosfat gübrelerinden ve yanan fosil yakıtlarından gelmektedir. İlginç bir şekilde kadmiyum bir östrojen taklitçisidir ve KKTC’deki meme kanseri problemine (vakaların bariz düşük yaşta görülmesi) katkıda bulunabilir.

Kanser Farkındalık Çalışması

Kanserle savaşta eğitim ve farkındalığın önemli bir etkisi olduğundan özellikle çocuklara ve gençlere yönelik Yeşil Barış harekatı ile birlikte AB destekli bir proje kapsamında kanserin nedenlerini ve korunma yöntemlerini anlatan bir belgesel hazırladık. CD’lere 25.000 adet kopyalanan belgeseli KKTC genelinde 87 okuldaki gösterimler sırasında dağıttık. Belgeselin yaratmış olabileceği farkındalık derecesini belirlemek amacıyla 9000 öğrenciye anket uygulandı. İstatistiksel çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre:

  • Soruların % 87’sinde anlamlı farkındalık oluştu.
  • En fazla ilkokul öğrencilerinin farkındalık derecesinin arttı.
  • Tüm okullarda çevrenin, yaşam tarzının kanser üzerindeki etkisi, cep telefonu kullanımı, fast food yiyecekler ve sigaranın zararları konusunda anlamlı bir farkındalık oluştu.
  • İlkokul öğrencilerinin en fazla havada ve suda kanserojen madde olabileceği bilgisi konusunda farkındalığı arttı.
  • Ortaokul öğrencilerinin en fazla sigara kullanımının kanserle ilişkisi konusunda farkındalığı arttı.
  • Lise öğrencilerinin en fazla havada ve suda kanserojen madde olabileceği bilgisi konusunda farkındalığı arttı.
  • Üniversite öğrencilerinin en fazla çevresel faktörlerin genetik etkenlerden daha önemli olabileceği konusunda farkındalığı arttı.

Yapılan çalışma sonucunda her yaş grubunun ilgi alanına yönelik konularda (örn. sigara kullanımının başladığı ortaokul çağlarında sigara konusundaki farkındalık artışı) farkındalık en fazla oldu. Bu çalışmaya bağlı olarak çocuklara ve gençlere çoğaltılan CD’ler sayesinde kanser konusunda kalıcı bir bilgi aktarılmış oldu. Ayrıca edinilen bilgilerin ve CD’lerin ailelere aktarımı ile farkındalık yaygınlaştırıldı.